AĞAÇ YAŞ İKEN EĞİLİR
AĞAÇ YAŞ İKEN EĞİLİR

Eğitim insanın bulunduğu çevreyle uyum sağlaması noktasında önemli bir merhaledir. Bu noktadan bakınca çocuğun hayata intibakının (alışma, uyma) sağlaması da temel eğitim faaliyetidir. Temel eğitimin başında da dini bilgiler gelir.

İmam-ı Gazâlî buluğa eren veya yeni Müslüman olan bir kimsenin durumunu ele alarak der ki “Her Müminin en önce, Ehli sünnet itikadını kısaca öğrenmesi daha sonra kalp ve beden için lazım olan bilgileri uygulaması gerektiğini belirtmiştir

Peygamber (s.a.v) Efendimiz buyurmuşlardır: Çocuğa ilk olarak لَا اِلَهَ اِلَّا الله (Lâ ilâhe İllallah) kelimesiyle başlayın “ ilk söz olarak bunu öğretin” çocuk konuşmaya başlayınca kendisine hemen Kelime-i Tevhid öğretilmelidir. Böylece Kur’an-ı Kerim’de de denildiği gibi çocuğun henüz Zihni gelişim aşamasında davranışların olgunlaşması ve ileride ibadet ve tâat üzerine yaşayabilmesi için gereken güzel hasletler diline, ruhuna ve kalbine yerleştirilmiş olur.

Henüz okula başlamadığı dönemde çocuğun din eğitimi anne baba sorumluluğunda başlar ve bu fıtrat üzerine güçlenip, yol kat etmesi ise tutarlı bir aileden geçer.

Bütün eylemlerimizin gerçek açıklayıcısı olan şuuraltı, çocuklarda doğdukları andan itibaren açık bir şekilde vazifesini yaparken altı yaşından sonra kapanır ve artık çocukta “şuur” dönemi başlar. Altı yaşına kadar şuuraltı beş duyu organını kullanarak her şeyi herhangi bir sınıflandırma yapmadan kaydeder.

İbnü’l Kayyım bu durumun ehemmiyetine şu şekilde değinmiştir: Eğer Baba çocuğunda iyi bir anlayış sıhhatli bir idrak kuvvetli bir hafıza ve yeterli bir kavrama keşfederse onu ilme teşvik etmeli. Zira bu özellikler ilmi kolayca kabul için çocukta fıtri bir kabiliyetin varlığına delildir.

Çocuklarda 3 yaş dönemi inat dönemi olarak bilinir. Bu dönemde çocuklar kendisine müdahale edilmesinden hoşlanmaz. Böyle bir durumda göstereceği tepki daha çok öfke olur ve kendi başına işlerini yapmaya çalışır. Bu dönemde çocuklar kararsız ve olumsuz bir bakış açısına sahiptir.

İsyankâr bir dönemde olduklarından, bu dönemde çocuklar dini içerikli bilgiler konusunda zorlanırlarsa çocuktaki geçişi inat dönemi kalıcı olmaya başlar ve hatta ilerleyen yaşlarda ibadetleri yapmamak için direnç gösterir. Bu dönem sağlıklı bir şekilde atlatırsa çocuk Üç yaşın sonunda sakinlik dönemine geçer ve daha dengeli hareket etmeyi öğrenir.

Çocuğun en çok meraklı olduğu dönem dört yaş dönemidir. Bu dönemde her şeyi öğrenmek ister. Zihninin kaydettiği her şeyin etkisinde kalarak taklitler yapmaya başlar. Onların yanında namaz kılmak, dua etmek dini değerleri öğrenebilmesi açısından oldukça önemlidir. 

Dört ve beş yaş dönemi çocuğun zihninin üretmeye başladığı dönem olduğu için bu dönemde bol bol dini hikâyeler okumalı, hafızasını geliştirmek ve zihnini çalıştırmak için sorular sorarak pratikler yapılmalıdır. Böylece öğretilmek istenen değer çocuğa rahatlıkla öğretilebilir.

Avrupa ülkelerinde çocukları kiliseye alıştırmak için ilginç bir metot uygulanmaktadır. Baba çocuğun en sevdiği oyuncağı alıp kilisede papaza verir. Aile kiliseye gidince

-Evladım sen bu oyuncağı çok seviyormuşsun. Al, bu çok sevdiğin oyuncak senin diyerek çocuğun kiliseye ısınması bağlanması, sağlanmıştır.

Beş yaş çocukluk dönemi için kilit noktadır denilebilir. Öyle ki bu yaş “altın yaş” olarak nitelendirilebilir. için Bu dönem çocuğun ahlaki değerlere, dini kurallara aşinalık kazandırılabilmesi açısından en önemli zaman dilimidir. İyi ve kötü şeklinde sınıflandırmalara yapılarak imani meseleler benimsetilebilir.

Beş- altı yaş çocuğun mantıki bir bakış açısı kazanmaya başladığı bir dönem olduğu için sorduğu sorulara kıymet verilmeli ve dinlenilmeli ve kavrayacağı şekilde cevaplar verilmelidir. Sorduğu soruların mantıklı olması öğretilen bilgiyi öğrenmeye hazır olduğu anlamına gelir. Bu dönemde çocuk bir yetişkin edasıyla muhatap kabul edilerek sorularına cevaplar verilmelidir.  Dini bilgiler verilirken çocuğun yaşı unutulmamalı seviyesine uygun üslup takınılarak doğru davranış sergilenmelidir.

Allah Rasûlü (S.A.V): “İnsanlarla akılları nispetinde konuşun.” buyurmaktadır.

Altı-yedi yaşlarına artık çocuklara sevdirme ve benimsetme zamanı olduğu bu dönem, iman esaslarından özellikle Allah inancı, Peygamber sevgisi, Kur’ân-ı Kerîm’in önemini öğretmek asıl amacımız olmalıdır.

Bir gün Hz. Ömer (r.a) mescide (camiye) giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür.

Hz. Ömer(r.a)

 -“Yavrum ne oldu, niye acele acele camiye koşuyorsun?” der. Çocuk da: -“Efendim, namaza gidiyorum vakit yaklaştı abdest alacağım ” der.

Hz. Ömer (r.a)

-“Yavrum, sen daha küçüksün, sana namaz farz olmamıştır.” der.

Çocuk da: - “Ya Emirel Müminin! Bu işin büyüğü küçüğü olur mu?

Benden daha küçük bir çocuğu dün mezara koydular.” Deyince Bu cevaba çok duygulan Hz. Ömer (r.a) gözyaşlarını tutamaz.

İman terbiyesinden maksat çocuğu İman esaslarına bağlamak, İslam erkânlarını anlayacak duruma gelince benimsenmesini sağlamak; Temyiz çağına gelince İslam Şeriatının ilkelerini kendisine öğretmektir.

 İnsanın bu hayattaki sınavı, kendisini en güzel ve değerli surette yaratan Rabbinin kendisine verdiği tertemiz fıtratı koruyarak geliştirmek ve yaratıcısına kâmil bir mü’min olarak dönmeyi başarabilmektir. Bunun için yine Rahman olan Rabbimize sığınarak, Oʼndan yardım istememiz gerektiğini hatırlatan sevgili Peygamberimiz şu duayı yapmayı tavsiye etmiştir: “Allahʼım! Kendimi sana teslim ettim. İşimi sana havale ettim. Azabından korkup, sevabını umup, sırtımı sana dayadım. Senden (azabından) korunmanın ve güvende olmanın tek yolu, ancak sana (rahmetine) sığınmaktır. İndirdiğin kitabına ve gönderdiğin Nebiye inandım. Beni öldürürsen (bozulmamış) fıtrat üzere öldür. Bu kelimeleri son sözlerim eyle.” (Buhari)

Emine ASLAN