LİSE ÇAĞINDA BİR GENCİN DİN EĞİTİMİ
LİSE ÇAĞINDA BİR GENCİN DİN EĞİTİMİ

 

Kur’an’da gençlerin kıskançlığından, dini şuurlarının uyanışından, cesaret, doğruluk, sadakat, adalet, iffet ve haya ile betimlenebilen hallerinden bahsedilmektedir. Kur’an bakışıyla gençler yaratılıştan gelen enerjinin kabiliyet ve sıfatlar olarak belirginleştiği bir dönemdirler. Hadisler ise gençlik dönemini insan açısından dünya yanında ahrete de yönelik enerjik bir uyanış dönemi olarak değerlendirir. İslam geleneğinde genç, toplumun yardımcısı manasına gelecek şekilde “vezir” sıfatıyla tanımlanır.

Din eğitimi verilen bir gencin özelliklerini göz önünde bulundurarak eğitim planı yapılmalıdır. Din eğitiminin hedefi insanı Allah’a karşı kendini bilen kâmil bir insan olarak yetiştirmektir.

Gençliğin farklı evreleri vardır ve bu evrelerde farklı sorular ve arayışlar bulunur. Genç denildiğinde akla hangi yaş grubu gelmektedir? Hangi yaş grubuna göre ergenlik durumu tespit edilecektir?

10-12 yaş aralığında bulunan çocuklar ilk ergenlik dönemi, 12-18 ergenlik ve 18-20 yaş arası son ergenlik dönemi olarak değerlendirilir. Çocukluktan itibaren somut düşüncelere dayanan ve taklit ile anlam bulan inanç dünyası 12 yaşından itibaren sembolik düşünceye ve soyut anlamlara yelken açar.

Somut düşüncenin taklit ile tamamlanıyor olması anlamlıyken soyut ve sembolik düşüncenin taklitle tamamlanması mümkün değildir. Bunun yerine merkezinde gencin benliğinin bulunduğu mekanın çerçevesinde kendi ektiği anlam tohumları filizlenir. Bu filiz öz kıyas ve kabul düşünceleriyle sulanır kaybetme kaygılarıyla güneşlenir ve neticede edinilen kazançlarla tatlandırılmış “kimlik” meyveleri verir.

Din, gence “şöyle yapacaksın, şöyle hareket edeceksin... senin hayatının mana­sı, gayesi bu!" der. Genç bu verilen bilgilerin mantığını sökmeye uğraşır. Bu dönemde taklit ettiği ne kadar davranış ve inanış varsa yeniden adeta bir kitap gibi önüne açar ve inceler. Bazılarını kolay anlamlandıracak ve bazılarını anlamlandıramayacak belki de dışlayacaktır. Kimi zaman eski inanışlarını çocukça bulacak ve inkar edecektir. Yine de aile havası içinde ilk çağ­larda açılan dini duygular ileriki yaşlarda büsbütün körelmez.

Buraya kadar yeni ergenliğe geçmiş olan gencin kimlik bunalımı olduğu anlaşılmış oldu. Kimlik bunalımı aşılırken bir taraftan da çevredeki yetişkinleri rol model olarak inceler. Bu yaş aralığında bulunan genç biyolojik bir eşik atlama dönemindedir. Ben merkezli yapısı bu duruma bağlı olarak itiraz eden ve bazı kaygılara sürüklenen durumdadır. Kimliğini ararken kendini ifade etme arayışıyla reddetme, boy ölçüşme gibi tepkiler gösterir. Fiziki ve sosyal çevrede kendi yerini belirleme çabasına girer. Yer kaygısı kimi zaman içine kapanma ve sosyal yönden soğumaya götürür. Bu durum arayışın körüklediği bir geri çekilmedir; tamamen dışarıdan kopma isteği değildir.

Bu süreçte, dini anlamlandırma arayışı kimlik arayışına bağlıdır. Bu hususa etki eden faktör halen öncelikli olarak aileyken bu bağ azalmaya yüz gösterir. Rol modeli oluşturacak bireyler öne çıkmaya başlamıştır. Çocuğun içinde yaşa­dığı çevre, anne-baba, mahalle ve şehir de dini arayışın üzerinde tesir edebilir. Bu dönem içinde sosyal medya ve populer kültür, televizyon ve okunan yazarlar etki ederler. Kitle iletişim araçları özellikle hayranlıkların ve tutkunlukların bol olduğu ergenlik döneminde gençlere diziler, filmler, şarkılar aracılığıyla mankenler, futbolcular, şarkıcılar, dizi ve film kahramanları gibi örnekler sunmaktadır. Model alma davranışı sergileyen gençlerin %72’sinin televizyon dizilerindeki karakterleri model aldıkları araştırmalarda ortaya çıkan sonuçlardır.

Av­rupa ve Amerika’da büyük şehirlerde din anlayışları ve duyguları zayıf, fakat kü­çük kasaba ve köylerde kuvvetli olduğu tespit edilmiştir.

Bu çağda din eğitimi namaz merkezliyken ramazan oruçları yenilik katar. Cemaatle kılınan cuma, bayram ve teravih namazları deneyimlerin artmasına yol açar. Özellikle ramazan ayında yapılan ve paylaşıma dayanan sadaka ve zekat gibi ibadetleri gencin deneyimlemesine imkan tanınmalıdır.

İnsanın biyolojik ve psikolojik gelişimi ile dinin öğretimi arasında uygun bir ilişki olmazsa din eğitimi gerekli başarıyı sağlayamaz. Lise çağında bir gencin girdiği kimlik arayışı ve kendini ve hayatı anlamlandırma isteği aşağıdaki aşamalara göre uygulanabilir. Tedrici olarak öğrenmesi ve fark etmesi gereken konular şunlardır:

 -Din ve ahlak nedir bilmeleri ve bu kavramlar arasında ilişkileri fark etmeleri, (14-15 yaş)

-İslam dininin temel kaynakları olan İlahi Kitap ve Sünneti tanımaları, (14-15 yaş)

-Farz ve benzer mükellefiyetler nedir; emir nedir bilmeleri. Haram nedir yasak nedir bu kavramları birbiriyle ilişkilendirmeleri gerekir. (14-15 yaş)

-Hz. Muhammed’in İslam dinindeki konumunu kavramaları, (16-17 yaş)

-İslam dininin iman, ibadet ve ahlak esasları arasındaki ilişkiyi analiz etmeleri, (16-17 yaş)

-İslam dininin; kültürümüz, dilimiz, sanatımız, örf ve âdetlerimiz üzerindeki etkisini fark etmeleri, İslam düşüncesinin farklı anlayış ve yorum biçimlerini tanımaları, (16-17 yaş)

-Türk-İslam kültürünün oluşmasına etki eden bazı önemli şahsiyetleri tanımaları, yaşayan dünya dinlerini tanımaları, (18-20 yaş)

-Farklı din, inanç ve yorumlara saygı duymaları, insanlar, toplumlar ve milletlerarası ilişkilerde dinin önemli bir unsur olduğunu fark etmeleri amaçlanmaktadır. (18-20 yaş)

 

Gençler lise çağlarında inanan bir insan olmanın bir seçim ve tercih işi olduğu fikrini taşırlar. Yaşadıkları okul hayatında da bu tercihlerini sergilerler. 14-18 yaş aralığında arkadaş seçimleri, davranış kalıpları, ibadet yönelimleri yaptıkları sorgulamalardan izler taşır. Kısacası dinî kabullerin sorgulandığı ve şüphe duygusunun geliştiği bir çağı yaşarlar. Bu çağın ardından 11. Sınıftan itibaren yani 18-20 yaş aralığından itibaren dinî tutumlar netleşir ve girilen yol sükunete de davetiye çıkarır.

14 yaşından itibaren gencin adını koyamadığı ama kendisini psikolojik yalnızlık olarak ortaya koyan bir durumu vardır. Bu durumda ya yakın dostluk kurmaya meyleder ya aşık olmak ister veya bir rol modele kendini adamak ve derinden bağlanmak ister.

Bu duygu ve fikirleri taşıyan bir gence muhtemel örnek olma kapsamında bulunan insanlardan birisi de öğretmendir. Genç yaşadığı insan olma eğitimi esnasında hem sevgi ve hem de saygı duymak istemektedir. Adanmışlık söz konusu edildiğinde bu duygunun saygı olmadan yaşanması imkansızdır. Bunun için hayatı ve belki de Allah’ı bilen bir rehber edinmek gence ilham verici olacaktır.

Gençle öğretmenler arasında kişisel ilişkilerden doğan yakınlıklar, gencin seçeceği mesleği belirleyebilir. Gençler sevmediği bir öğretmenden dolayı dersten soğuyabilir veya aksi durumda yaklaşabilir. Genç bir öğretmenin sert veya disiplinli oluşuna değil tutarlı ve adil oluşuna, onur kırıcı sözler söylememesine bakar.

 

 

 

 

YAHYA BAL